31 Mart 2022 Perşembe

 bende 

bana ait çok şey var

bütünüyle hissettiğim 

hissettirmek istediklerim

anlaşılmak istediklerim

sevilmek istediklerim 

senelerdir içimde

biriktirdiğim çok şey

var

gözümle gördüğüme inanamadığım güzellikler 

içimi ısıtan gülüşler 

şükran dolu sevgiler 

kalbimi kanatan hüzünler 

çokça görülmemişlikler

bilinmeyenler 

söylenmeyenler

çok şey var boğazımda kalbimde

düğüm düğüm

beni merak et istiyorum 

hakkımda bir şeyler öğrenmek iste

aklına düşenler bunlar olsun 

kendimi sana anlatmak istiyorum 

konuşmaya susuyorum

sana içimdekileri izlettirmek istiyorum 

kısacık ömrümdeki hislerimi 

sana tek tek açıklamak istiyorum 

sana hayran kalıyorum 

o kadar da merak ediyorum 

ama biliyorum 

yine boyumdan büyük işlere kalkışıyorum

26 Şubat 2021 Cuma

eski inanışlar

bir parça romantiklik vardı önceden. bir parça masumluk, biraz pembe panjurlu hayaller. aşka ve seni bulacağına inanmak vardı. dünyada iyi insanlar olduğuna, her şeyin düzeleceğine, daha çok zamanın olduğuna, bir gün yurtdışına çıkacağına, iyi para kazanacağına, annene bir ev alacağına, babanın seninle gurur duyacağına dair bir inancın vardı. ta ki kendini baban sana bakarken, asla hareket edemez ve ne yapmak istediğin, ne yapabileceğin hakkında hiçbir fikrin bile yokken, bir gün gülüp bir gün ağlarken, gittikçe kötü hatalar yaparken, kendine yakınlaşmak ve kendinden uzaklaşmak arasında kalırken. ta ki kendini nasıl devam ettireceğini bile bilmediğin bir hayatın içinde bulurken. 

içimde çok sıkıntı var içimdeki şey neyse dindiremiyorum susturamıyorum içimde bir acı var pişmanlık var içimde kötü kötü düşünceler var içimde karanlık dolu ben yokum hep acımasızlık var susmuyor susturamıyorum nefesimi tıkıyor boğazıma dayanıyor içimdeki bu sıkıntı sızı yaşamadığım günler var içimde korkularım var her gün büyüyen büyüttüğüm korkularım içimde ben yokum kendime olan nefretim var kendime olan şefkati sevgiyi bulamıyorum içimde 

içimizde bazı şeylerin ağırlığı 

günbatımına bakarken

hatırlatan şeyler istemiyorum

unutturan şeyler unutturan 

aşk kim bilmiyorum 

herkes aşk gibi

bir ben değilim 

kokusunu burnumun ucundan atamadığım bir sevda istiyorum 

hatırlatan şeyler istemiyorum demiştim 

hatırlamak istiyorum 

kokuyu unutmamak 

sonuncu aşkım hatırlamak seni

küçülmek seninle ve daha çok daha çok küçülmek

çirkinliğine baktıkça sevmek seni 

gözlerinle kokunu birleştirmek 

küçülmek daha çok küçülmek 

ve görememek beni 

seni 

bizi 

elini 

yüzünü 

gözlerini

duyamamak kokunu 

19 Ocak 2019 Cumartesi

aile bağı

aynı yerde doğmadığın, aynı kültürlerde büyümediğin, aynı havayı solumadığın, yıllarca varlığından haberdar olmadığın ama bir noktada karşılaştığın güzel insanlarla bir aile bağı oluşturmak. diğer bağlardan farklı bir bağ. başka başka ailelerle tekrar bir aile olma. kötü günde yanına koşma, beraber üzülüp beraber sevinme, doğum günlerini gelenekleştirme, yanlarında çekinmeme, anıları yad etme, görüşmesen bile içlerinde hep bir yerin olduğunu bilme. değişik ama güzel bir his. teşekkürler.

7 Aralık 2018 Cuma

çok zor

kendim olmak çok zor
pesimist olmak çok zor
duygusal olmak çok zor
kırılgan olmak çok zor
kötü birine dönüşmek çok zor
kendini sevmemek çok zor
iletişim çok zor
hayalperest olmak çok zor
kıskanmak çok zor
kavga sevmemek çok zor
üşengeç olmak çok zor
hevessiz olmak çok zor
amaçsız olmak çok zor
inançsız olmak çok zor
iyi olmaya çalışmak çok zor
huzurlu hissetmek çok zor
düzensizlik çok zor
ne yapacağını bilememek çok zor
ç
o
k
z
o
r

27 Haziran 2018 Çarşamba

bıktık bu dünyevi kaygılardan

her şey çok yorucu oluyor. dört naldan saldıran kaygılar arasında nefes almak çok zor oluyor. kendini sevmemek, sevememek çok zor oluyor. deniyorum, denedikçe sonuç alamıyorum. çok şey hissetmek ve sonunda bütün bu hislere yenilip hissizleşmek çok yorucu oluyor. ne olduğunu anlayamadığım bu toplumun içinde kendine bir yer bulmak çok zor oluyor. kabuğuyla dolaşınca hele insan kendini karınca gibi hissediyor, kaplumbağa gibi hareket ediyor. bilirsiniz işte dünyevi kaygılar, ağrılar, sıkıntılar. bilirsiniz, göçebelik nedir, bir eve ulaşamamak nedir. zor oluyor, yorucu oluyor.

22 Nisan 2018 Pazar

şimdi, yarın

kendimi mutlu edecek, yaşadığımı hissedecek hiçbir şey yapmıyorum. o kadar umutsuz, o kadar boşlamışım ki her şeyi. daha önümde uzun bir ömür var ya da olacak. ben ne şimdideyim ne yarında. bir yol izlemiyorum çünkü hangi yolu seçtiğimi bilmiyorum. kaybettiğim şeyse zaman. şimdilerim. boşluk. hani amaç? hani hayal? hani sevinç? hani anılar?

5 Kasım 2017 Pazar

içimdeki boşluğa düşmekten çok korkuyorum ama kendimi yine o boşlukta buluyorum.

4 Kasım 2017 Cumartesi

susuyorum
kısa bir zaman olmadı,
bir insanın bağırmak isteyeceği sürelerdi
ben sustum
bazen ben bile şaşırdım,
susulur mu bu kadar?
hep olmayana,
hep değersizliğe,
hep boşluğa,
hep kaçışlara
sustukça cevaplar yok oldu,
konuşmak kalmadı
hep susuldu
sustum hep boş yere

16 Ekim 2017 Pazartesi

yoruldum. Y O R U L D U M. çok yoruldum.

toplu kusma törenimize de hepiniz davetlisiniz.

6 Temmuz 2017 Perşembe

bir şeylerin düzeleceğine inanmak istiyorum. inancım kötü şeyleri görene kadar sürüyor. kendim için değil, dünyadaki zor durumda olan, acı çeken, üzülmekte olan bütün insanlık için. ben sadece bir bireyim, onlar gibi. insanlığı böyle hatırlayacağız. kendi emelleri uğruna bireyleri sefil eden, harcayan bireyler topluluğu.

28 Nisan 2015 Salı

saat*

https://www.youtube.com/watch?v=fn_qmSAxCZo

"selim! lan selim!"
"efendim ahmet abi? bir şey mi istediydin?"
"istemedim bir şey. o ne demek lan? ben seni işim düşünce mi çağırıyorum, aşk olsun selim."
"yok abi. estağfurullah. varsa bir isteğin halledeyim geleyim diye dediydim."
"ben de iki dakika laflarız diye seslendiydim.."
"tamam abi sen gönül koyma yeter ki."
"git be. sana ne gönül koyacağım ben! geç de çay koyayım."
"yok abi ya sağolasın."
"selim, ne garip adam oldun sen de. koyuyorum bak, iç."
"ben hep soğutuyorum çayı. öyle de içilmiyor be."
"niye soğutuyorsun oğlum güzelim çayı?"
"dalıyom abi." 
"nereye dalıyon? gönül meselesi mi? anlat abine bakalım."
"yok öyle değil. saate dalıyorum."
"saate mi?"
"evet abi. kolumdaki saat. öyle. yelkovanla akrebe. koşuyorlar bildiğin. atlı kovalıyor sanki arkalarından. takip edip duruyorlar birbirlerini. korkuyorum onlar koştukça. duracakmış gibi oluyorlar sanki. ona bakıyorum durmasınlar diye."
"saat oğlum bu! pili biter durur. hem sen öyle saatin başında beklersen geçmez ki bu zaman. yapma oğlum böyle."

"dedemindi abi bu saat bildin mi? hep kolundaydı. gözü gibi bakardı saate. anneannemin hediyesiymiş, o almış. bir keresinde sormuştum 'dede sana yeni saat alalım mı?' diye. 'lüzumu yok oğlum, benim yeni gibi saatim var.' dediydi. yeni dediği de derisi kalmamış kopçanın. 'bunu bana anneannen aldı oğlum. bu saati koluma taktığından beri hiç durmadı. hiç durdurmadım. hiç de çıkartmadım. bu saat durursa güzel günlerimiz biter gibi hissediyorum selim. bu saat hiç durmasın.' dediydi. 'bu saati durdurma.' 

sonra o lanet gün, babam geldi yanıma. bir 'oğlum' dedi, aha! dedim kötü bir şey oldu. 'deden öldü.'
'saat!' demişim direkt. ağlaya ağlaya saat diye koşturdum. sonra babam getirdi saati. dedem öldü, anneannem öldü, saat durmamış abi. durmasın işte. durmamalı bu saat.."

"selim, oğlum.."
"efendim abi?"
"çayın soğudu be oğlum.."